Pazar, Ocak 31, 2010

Lâ Sol

Şiirin hikâyesi:

Lâ Fâ
Lâ Sol

---

.
.
.

sınama
kaybederiz

gölgeler toplaşmış hükümler dizmekte
gölgeler üşüşmekte, konuşmakta, şaşmakta
gölgeler kaçmakta birbirinden, yarışmakta

kanma
titreyişe aman vermez nefret tohumu
sınama

nefesler tutulsun, baygın nefesler
parlak gözlerde unutulsun en canlı ferler
güneş gitsin, her şey, illa gölgeler!

sunma
kendine mahrem zarafet, asalet
yanma

ateşe mi aşkın
ateşten mi aş’kın
yanmak yüceltir belki. belki..

gülümseyemem

bir lâ duyulur bir fâ
bir lâ duyulur bir sol

gözleri bürür bir yalaz
gözlerde büyür ayaz
ateş üşür

kaybederiz

.
.
.

akdenizce.-

Lâ Fâ

.
.
.

hiçbir şey yazmadığını sanıyormuş
bir ışık gelmediğinde, gözünü kapıyormuş
’kırık kelimeler düşmesin, çıldırırım’
cinnet öncesi anlık’mış sessizliği

her türlü tevile açık
yorumlardan beğenilen yorum
boğum boğum gençlik
beyaz tenli kara’lık, karanlık

hiç aradığını sanmıyormuş
gözlerini boyamış, içlerini!
dişlerini boyamış...

taksaydı diyor kafasını, takıntılı olsaydı!
’bana ne ruh halinden, çıkmayan her falinden’
’biraz deli olsaydı, durulmadan benimle dolsaydı’
taksaydı diyor kafasını, takıntılı olsaydı

bilselermiş: satıra dökülmeyen her ne ise
zaman boyutu gizlenirmiş ama, o yol,
birbirlerinin kalbine ince bir hat çekermiş
bilselermiş hatıra gelmeyen her ne ise

bir lâ duyulmuş ki kıvılcım
bir fâ duyulmuş ki yangın

hiçbir şey yazmadığını sanıyormuş oysa...

.
.
.

akdenizce.-