Cuma, Kasım 16, 2007

Leylâ


Birisini yollarken güzel şeyler söylemek lazım değil mi?
Ben de sana en güzellerini söyledim işte.
Söylenememişler de dahil üç noktalarda...

'Leylâ!' diyorum, cümlem kesiliyor,
çünkü nefesim kesiliyor.
Tüm hafakanlarımla birlikte,
olur'lar ve olmaz'lar dolduruyor zihnimi.
'Leylâ!' diyorum yine.
Duyurmak ister gibi.
Oysa ne komik, zaten duyuyorsun.
Bunu biliyorum tekrar 'Leylâ!' diyorum.
Tüm diyeceklerimi dürüyorum büküyorum
'Leylâ!' diye sunuyorum...
Kalbim hızla çarptıkça mecali kalmadıkça
orada 'Leylâ!' görüyorum...
.
.
.

Şimdi ise, kalbimdeki 'Leylâ'yı azat ediyorum!


Leylâ...

Bunlar gidişin sancıları. Hasretin acıları.
O kadar büyük ki, ben bile anlayamıyorum.
Ama için rahat olsun,
aklının onaylamadığı şeyi ben de onaylamıyorum.

Çünkü öncelikle sana 'saygı' duyuyorum.

Leylâ,

İçin rahat olsun.
Derdim derdin olmasın.
Boşver be LEYLÂ!


-akdenizce-