Pazar, Ekim 28, 2007
Ayrılmıyoruz
ayrılmıyoruz; ayrışıyoruz diyor
suskunca, durmadan anlatıyor:
sen ve ben oluyoruz,
sen sadece sen
ben sadece ben
uğruna güneşler doğup batmıyor içimde farkında mısın
dağlar yerinden oynamıyor, sular tekrar tekrar durulmuyor
pırıldamıyor billur çiy, düştüğü yerde duramıyor, uçuyor
kaçıyor ağaçlar, elini eteğini bırakıp topraksız diyarlara
biz ise; biz mi demeliyiz ona hâlâ, ikimiz mi demeliyiz
bir artı bir mi demeliyiz, bir virgül bir mi demeliyiz
hep sakladığımız noktayı mı vermeliyiz avuçlarına
yasakladığımız notayı mı sermeliyiz ayak uçlarına...
minik bir kan deveranıyla başlamıştı, şahdamarından
kılcallar resmini çizerdi birlikteliğin, birtek'liliğin!
/tekillik elde var bir imiş daima, bir kenarda tutulan/
şimdi tek ayrı, bir ayrı, biz ayrı
ayrılmak denmez buna gayrı!
ayrışmak yaraşır vasfını tarife; can/dın
karışmak yakışır vaslını tasvire; kan/dın
yürek yetmezdi, demiştin, yine de denemiştin
sen can, sen kan, bunlara nasıl kandın!
ayrılmıyoruz, telaşsız hüküm giydik sadece!
ayrışıyoruz, kanadımız kırık, can/dın
gördüğümüz her şey buğulu: aramızda gözün yaşı!
ama biz değiliz ağlayan ne yazık, kan/dın
gül/dün, hayat veren, sen nerde tıkandın!
şimdi dağlar onlar adına yasdalar
sessizce ağlar, bitmeyen isyandalar
ayrılmayan ama ayrışanlar
sen ve ben oldular, ayrı ayrı yandalar
kayıp etraflarında payandalar
can/dın, kan/dın, izahı kolay: yaşandılar!
pişmanlık ayrı düştü, çokça perişandılar...
sencileyin, bencileyin ayrı ayrı yandılar...
İlgi: *Şiirler*
Kaydol:
Yazı Yorumları (Atom)




0 yorum var:
Yorum Gönder